Nisan 14, 2010

Happy Sunday





Harika bir hafta sonu gecirince Pazartesi daha bir bunalim mi oluyoruz ne?
Kisa, donuk hayatimizda sanattan daha fazla minnet duydugum hicbir sey yok! Sozum meclisten disari olsun ama bu aptal kutusu televizyon icat edildiginden beri her seyin daha da kotuye gittigine inaniyorum. Tuketmeye alismisiz ya kim okusun 450 sayfa kitabi, kim gecirsin su mesgul hayatlarimizda 4-5 saatini muzede ya da ciksin evden para verip bir eseri izlemeye gitsin otur televizyon basina patlat bir dizi gitsin!!! Sonra bir de aman Turkcemiz ne fakir bir dil falan deyip olur olmaz her yerde (kime neyi ispatliyorsa artik) yabanci kelimeler kullananlari bogmak istiyorum ben! Karsiligi yok ki bunun Turkce'de mecbur kullaniyoruz de gitsin bir de bahane olarak. Hayir efendim, eger ugrasirsan, okursan her kelimenin bir anlamini bulursun uzgunum ama o senin cehaletin, aczin.. Yapmayalim bunlari lutfen ben cok uzuluyorum gorunce yorumlarda, bloglar da falan hep boyle bir Ingilizce kelime meraki! Dilimize, degerlerimize sahip cikalim, koruyalim.. Neyse Pazar gunu Moskova Balesi'nden Coppelia'yi izledik! Sevgilisini bir oyuncakcinin yaptigi sarisin bir bebekten kiskanan bir kadinin hikayesiydi, nefis bir muzik esliginde.. Bana yarin kiyamet kopacak, gelecek nesillere aktarmak icin bir sanat dalini kurtarmaniz gerekiyor deseler baleyi secerim. Her defasinda agliyorum olmak isteyip de olamadigim her sey icin..Uzattim yine!! baleye giderken bunlari giydim. Uzerimdeki dantel ceketi Persembe gunu ders okumalarindan bayip verdigim arada, favori vintage butigimden aldim (2 dolara). Artik normal fiyatlara bir sey alamam ben, 1 sene sonra ilk kez Zara'ya girince Washington'da, hissettigim tek sey buydu ben artik bu paralara bir sey alamam. Dokundugum her sey 79, 89, 129 dolar etiketliydi, ben o paralara dolap duzerim dedim ciktim hemen.

Sunday, we went to see the Moscow Festival Ballet in Coppelia. It was a story of a woman who gets jealous over a doll. If somebody told me that tomorrow would be the end of the World (God forbid!) and I was allowed to save only one art form, I would certainly pick the ballet for next generations to savor. I wore this outfit to the ballet. The lace jacket is from my favorite vintage boutique which I scored for $2.

Lace jacket& Earrings&Bracelets&Belt&Bag: Vintage
Pants: Alexander McQueen for Target
Boots:Jeffrey Campbell
Sunglasses: Christian Dior

video

19 yorum:

  1. Deniz'cim benim de en cok dikkat etmeye calistigim durum. Turkce blog yaziyorsak, Turkce kelimelerle yazmaliyiz.. Senin de bu konu ile hassasiyettini gostermen beni cok mutlu etti.

    Bu arada gene cok guzel bir olmussun =)

    YanıtlaSil
  2. ben de 5 tl ye penye-çiçekli-80li yıllar elbisesi aldım geçen ve artık öyle 90-100 dolarlar veremem hissiyatını çok iyi anlıyorum.
    kombini yine beğendim, yinee

    YanıtlaSil
  3. Keşke burdaki vintage butiklerde olması gereken gibi daha makul fiyatlara satsalar kıyafetleri, ceket çok güzel, çok kıskandım:P

    YanıtlaSil
  4. Denizcigim merhaba,
    senin blogunla tanismam uzucu bir sekilde gec oldu ama iyi oldu:)bayiliyorum vintage styling'lerine..ne yazik ki sydney'de vintage olayi cok daha farkli sekilde algilaniyor..hos parcalar bulmak zor,kombin tabi ki yapabiliyorsun ama..ama lar var iste..
    bayilarak izliyorum seni,bir yerlerde gorusmek uzere:)
    p.s:i feel the same about tv!!it is just a little box which is hilariously makes you addicted for nothing!!xx

    YanıtlaSil
  5. artık her seferinde aynı şeyi yazmıyım, baymıyım diye bazı post'larına yorum yapmıyorum. harika kombin, her zamanki gibi!:) ne diyim! çok tatlı!

    YanıtlaSil
  6. Türkiye'de de olsa böyle vintage mağazalar ve biz de ucuza güzel şeyler alabilsek :( İstanbul'da belki vardır ama diğer illerde bukadar yaygın değil. Etiketlerde atıyorum 139.99 Tl mesela o sonundaki 99 ne oluyorsa? Bende buna sinir oluyorum ver 1 kuruşumu diyesim gelior :)

    Emel

    YanıtlaSil
  7. Aksesuarlarında resmen gözüm kaldı, harikalar!

    YanıtlaSil
  8. Haklısın Denizcim ama yabancı kelimeler dilimize o kadar yer etmiş ki artık gayrı ihtiyari kullanıyoruz mesela ben işyerinde devamlı ben bir check edip size geri dönerim diyorum, bir türlü düzeltemedim gitti! Bazen de öyle kelimeler var ki yerine Türkçesini koyamıyorsun mesela sende yazında vintage butiğim yazmışsın ya şimdi vintage yerine eskici desek olmuyor antikacı desek o da olmuyor... Bir de bagel ve donut'ın Türkçesini bir türlü bulamam ben, filmlerde çörek diye çeviriyorlar komik geliyor bana nedense :)

    YanıtlaSil
  9. Söylediklerinde %100 haklısın Deniz.
    Ne kültürü ne kitabı ne balesi..
    Aşkı Memnu ve Yaprak Dökümü günümüzün memleket meselesi.

    Ülke durumu zaten belli.
    Geçen 10 Kasım'da Mecliste yapılan seyi biliyorsundur.
    Okulda hüngür hüngür ağladım sinirden.

    Türkçe yi düzgün kullanmak mı dedin?
    Sen taa orda bunu diyebiliyorsan helal olsun sana.
    Burda emo denilen özenti gencler cıktı.Türkce'yi 'türkche' diye yazan bi gençlik yetişiyor.

    Kısaca vah zavallı ülkem vah...

    KIyafete gelecek olursam: Cok güzelsin.Bu saç sana feci yakışmış.

    Düşüncelerin cok hosuma gitti.Ta oralarda olup özünü kaybetmemen müthiş bişi.Bende seni bu yuzden seviyorum zaten(:

    YanıtlaSil
  10. bende bu haftasonu ayni seyi yasdim neye elimi attiysam 90-100 dolar benim acil torontoda vintage butikler bulmam lazim:)cantana bayildim bu arada kiyafetin de cok guzel yine...

    YanıtlaSil
  11. Ah Deniz'cim daha bugün düşündüm bu konu hakkında bir yazı hazırlamayı. Ama insanlardan gelecek tepkiyi biliyorum. Sanki kendisi çok sanat düşkünü, kültürlü, üstüne bir de bizi eziyor diyecek insanlar. O kadar cahiller ki, birileri cahilliklerinden bahsettiğinde; onu cahillikle suçlayabilecek küstahlığa sahipler... Her şeyi kabul edip yerlerinde oturacak, saçma sapan dizileri gerçek sanıp hayattan bihaber yaşayacak kadar boş zamanları var bu insanların şaşıyorum. Yazdığın her sözün altına imzamı atıp, kıyafetin içinde çok zarif göründüğünü ekleyerek yazıma son veriyorum = )

    YanıtlaSil
  12. zuzu kesinlikle katiliyorum ;) Tesekkur ederim!

    elcin g bu kadar cabuk tuketirken her seyi buyuk buyuk paralar vermek kumas parcalarina manasiz geliyor artik bana! Demirbaslara harcamak lazim paralari ;)

    Emel Istanbuldaki vintage magazalar epey pahaliymis malesef belki ben donunce acarim boyle hem degis tokus yapan, hem musterilerinden satin alan, hem de satan bir yer belli mi olur? ;)

    Nar Istanbul'da olsam yapardik arada degis tokus benim de senin bazi parcalarinda gozum var ;)

    Noni benim bahsettigim durum Turkce'ye girmis, yerlesmis sozcukler degil hatirlarsan bir ara televizyon, otobus gibi sozcukleri Turkcelestirmeye calistilar ortaya tekerlekli kaldirgac, hareketli goruntu gibi pratik olmayan bir seyler cikmisti diye hatirliyorum ben, benim bahsettigim bu v yerine w'ler, guzel yerine gusel'ler, Nazli'nin da dedigi gibi Turkce'ye Turkche!!!! diyenlere, bloglara yazilan ozenti ne Ingilizce ne Turkce olamamis yorumlara vs. serzenisim. Bagel ve donut ise biz belki onlarin ne oldugunu biliyoruz ama o filmi izleyen herkesin ne anlama geldigini bilmesine imkan yok dolayisiyla corek, borek izleyene ne oldugu hakkinda fikir verecek her seye tamam, check etme meselesine gelince kontrol etmek, ustunden gecmek duruma gore uygun bir Turkce karsiliginin oldugunu dusunuyorum sadece agzi alistirmak gerekiyor.Dilimize o haliyle yerlesmis kelimeleri tenzih ediyorum dolayisiyla.

    Nazlicim ben de seni seviyorum ;)

    Azize tesekkur ederim ;)

    Hacer bir imza kampanyasi baslatalim o zaman blogcular arasinda herkes birbirini uyarsin, kelime alternatifleri onersin, yanlislarimizi duzeltelim, caba gosterelim en azindan! Eger Turkce olmayan ya da Turkcelestirilmemis bir kelimeyi blogumun Turkce yazilmis kisminda gorecek olursa okuyucularim hemen uyarsin beni mesela; ben hic gocunmam bilakis mutlu olurum ;) Dizi izleyenleri cahil olarak nitelendiremem o da bir ihtiyac belki, ulkemizin milli geliri de ortada, insanlar gelirlerine gore tabii ki kendini eglendirmeli ama bu kadar baglanip, baska seyleri yok saymalari, kendini bu kadar tekrar eden dizilere 3-4 sezon boyunca baglanmalari, yarim saatte anlatilacak bir bolumu 2 saatte sundurerek anlatan yapimcilara boyun egip bu kadar zaman ayirmalari ama 2 satir okuyacak vakit bulamamalari bana yanlis gelen. Tesekkur ederim yorumun icin ;)

    YanıtlaSil
  13. o zaman bunu paylaşmanın zamanı geldi.. madem ısrar var:))
    bakın:

    ''merhaba ekşisözlük ekibi.
    moda sözlüğü şeklinde bir web sitesi kurma girişimindeyim.
    moda ve stil, kişiden kişiye değişkenlik gösteren bir konu olmasına rağmen, koskoca pied de poule desenine koskoca vogue kalkıp horoz ayağı deseni diyebiliyor, bunu engellemek lazım!

    dilimiz, anlatımımız, kendimizi ifademiz önemli; ama bazen bazı kelimeleri de direk ingilizce'den, fransızca'dan çevirmemek gerek. 'merak kediyi öldürür' diye bi cümle yok yani aslında Türkçe'de, onun gibi:)

    Quintessentially' de 2 seneden fazla süre yapmış olduğum kaliteli yaşam tarzı danışmanlığından sonra şimdi de kişisel blogum ve Şehrin En Hip Gezgini Mia-Posta'da yazılar yazıyorum. ilgilenirseniz inceleyin, çok sevinirim:)
    alış veriş eğilimleri ve tüketim alışkanlıkları, trendler, tasarım, stil, sokak modası gibi konulardan ilham alarak hazırlamış olduğum yazılarda sosyoloji okumuş olmanın verdiği bir ukalalık/idealizm durumu da var. yani hafife alınacak gibi, eğlenceli gibi görünen konular da olsa, bir mesaj verebilmek, birilerini farklı ve fonksiyonel bir fikre, tasarıma, başkaldırıya, fark yaratmaya sevkedebilmek öncelikli amacım.

    işte bu noktada demin bahsetmiş olduğum moda sözlüğü fikri oluştu. sözlük konusunda marka/referans olmanızdan dolayı da sizlerden işbirliği/yardım/fikir talebinde bulunmaktan daha iyi bir fikir aklıma gelmedi:) isterseniz benim moderatörü olabileceğim ayrı bir bölüm talep edebilirim, isterseniz sadece sözlük sitenizin benzerini tasarlamak/tasarlatmak adına izin/öneri alabilirim. reklamdan uzak, öğretici, ilham verici, kaliteli bir platform/link olması adına tüm önerilerinizi okumayı iple çekiyorum:))
    ilginiz için şimdiden teşekkür ederim!''

    henüz bi cvp vs. olmasa da umutluyum ben!

    YanıtlaSil
  14. Kontrol etmek
    Kontrol etmek
    Kontrol etmek

    Beynime bu kelimeyi kazımalıyım kesinlikle :)

    Çok haklısın canım keşke herkes dikkat etse buna, ama bizden sonraki jenerasyonun bu konuda daha da kötüye gittiğini düşünüyorum, bazen sokakta 17-20 yaş arası gençlerin konuştuklarından birşey anlamıyorum o kadar tuhaf kelimeler türetmişler ki...

    YanıtlaSil
  15. Denizcim sana gönülden katılıyorum. Dilimiz o kadar güzel ve zenginki başka bir dille desteklenmesine hiç gerek yok. Ok,bye bile türkçe kelimeler arasında söylenildiğinde inanılmaz itici geliyor bana. Check etmek diye bir tamlama hiç bir dilde yok zaten. Yabancılar bize özgü kelimeleri kendi dillerine çevirmeye çalışmıyorlar zaten mesela ayran, baklava, hamam...bagel ve donutta buna benzer bir durum. Ama her eylemin türkçe karşılığı var hatta fazlasıyla var. Tam tersine İngilizce Türkçeye göre daha yetersiz kalıyor çok durumda. Bunlardan biri de "afiyet olsun" karşılık kelimeleri yok, fransızcadan araklamışlar ;)aynı şekilde "kolay gelsin". Güzel Türkçemiz,kendi ülkemizde kendimizi ifade etmemizi fazlasıyla karşılıyor. Yeterki bol bol kitap okuyarak kelime hazinemizi genişletelimki ordan burdan arak kelimeler kullanmayalım. Sana, gurbet ellerde yaşayıp özünü kaybetmediğin ve bir Türk kızı olarak değerlerini orada da yaşattığın için teşekkür ediyorum. Sevgiler...

    Dipnot: (Ramazan ayında hazırladığın iftar sofrası ile beni benden almıştın:)

    YanıtlaSil
  16. Seda hadi bakalim, insallah cevap verirler ;)

    Nonicim evet annem bahsetmisti gecen yaz o Turkce katili arkadaslarimizdan :(

    Pinar gecen hafta hocamiz da dahil olmak uzere tum sinif, bir arkadasimizin resmen bagimli oldugu bir yerel Viyana kahvesini!!! denemek icin yine ayni (bagimli) arkasimizin evinde toplandik "Kristine" sagolsun bir de portakalli kek yapmis Belcikali Bram adinda bir arkadasimiz da Afiyet olsun!'un olmadigi bir dil mi olur yaa bu ne kabalik falan dedi cok bozuldu diger arkadaslar ama hakikaten oyle neyse Bram "Bon Appetit!" dedi herkes yemeye basladi ;) Kolay gelsin, iyi calismalar gibi seyleri cok aradik biz de T'yle buraya geldigimizde ama ne mumkun? Cok buyuk eksiklik her ikisi de. Aynen katiliyorum sana, aslinda o kadar zengin bir dilimiz var ki insan yeter ki istesin!! Pinarcim sen nerede yasiyordun? Yakinsan gel bir gun bana aksam kahvaltisina ;)

    YanıtlaSil
  17. heyecanla bekliyorum:)
    beklemek de değil, yani, olmadı kendim blog şeklinde bi sözlük kurarım, hepişinizi de beklerim:)

    YanıtlaSil
  18. ceketine ve kemerine bayıldım! keşke Türkiye'de de servet harcamadan vintage giyinebilme şansımız olsa ;((

    YanıtlaSil
  19. Sana yakın olmayı çok isterdim canım, sohbetine ve kahvaltına doyum olmazdı eminim. Ama ben Türkiyedeyim. Kocaeli'de yaşıyorum :)
    Nezaketin için çoook teşekkürler. Öpüyorum seni.

    YanıtlaSil