Şubat 27, 2013

DENiZ'E SOR

Deniz selamlar ,

Blogunu çok uzun zamandır takip ediyorum , yurtdışındaki hayatın , okulun, sorumlulukların, anneliğin, eskiye olan bağlılığın, kendine has giyim tarzın vs. yaptığın / yapmakta olduğundan herşey ayrı bir blog konusu, biz okurlar için de ayrı bir ilham kaynağı... Nezamandır sana yazmak istiyordum o nedenle " Deniz'e Sor " uygulamasına başlaman zamanlama açısından süper oldu.. Bazen bazı seyler vardır ne aile, ne yakın arkadaşlarla konuşulabilir, sadece tarafsız bir gözle yorumlansın istersiniz, daha gerçekçi olduğunu bilirsiniz. Belki cevaplar içimizde ama işte işin içinden kendimiz çıkmadığımızda sizi hiç tanımayan birinin gözüyle yapılan yorumlara ihtiyaç duyuyor insan.. Benim de böyle bir durumda sana danışmak istediğim konu şu; Aslında böyle seni Güzin abla durumuna sokmak istemem, gönül ilişkileri hakkında da konuşmayı hiç sevmem ancak içinde bulunduğun durum iki insanın hayatını belki geleceğini de etkileyecek boyutta..

Şöyle anlatıyım 8,5 yıllık bir ilişkim var, üniversitenın ilk yıllarında başlayan bir ilişki... 8,5 yıl boyunca çok şeyler yaşadık ama 1 sefer kısa dönemli bir ayrılık dışında hiç ayrılmadık , çok çok büyük kavgalarımız olmadı Birbirimizi büyüttük ama ..gerçi hep birbirimizden uzaktık onun okulu başka bir şehirdeydi benimki istanbulda .. okuldayken hayat pembe tabi derslerden başka sorun yok.. o zamanlar aşk da dorukta tabi,  gözler kör oluyor, geleceği çok da düşünmüyorsunuz .. oluruna yaşıyorsunuz .. herneyse .. ben okulu normal bir öğrenci gibi zamanında bitirip hemen işe başladım.. ben işe başlayınca üniversitedeki gibi rahat olmadık tabi ,farklı şehirlerde olunca telefonla yaşanan bir ilişkiye döndü.. buarada onun okulu uzadı hem de cok uzadı.. daha sonra 4-5 aylık yurtdışına gitti, ardından 1 yıllık askerlik vs ..araya zaman girdi ..ilişki bitmedi ama telefonla ayda bir görüşmeyle vs devam etti.. Bu sürecte ben bile kendime inanamadım nasıl bir sabırla bekledim diye.. hoş beklemek sayılmaz ben kendi hayatımı yaşadım düzene koydum, arkadaşlarımla beraberdim,  kendi ayakları üstünde duran bağımsız bir genç kadın olmanın konforunu yaşadım diyebilirim, rahata alıştım, kendi sorumluluklarım dışında başkalarını düşünmek zorunda kalmadım ama biryandan da hem sevgiliniz varken fiziksel olarak yanınızda olmamasının, atıyorum mesela sinemaya, konsere onunla gitmemenin eksikliğini de duymadım değil..

Askerden döneli bir sene oldu , yine mesafe olarak ayrıydık çünkü iş bulma vs problemi oldu bu süreçte başka şehirde ailesinin yanındaydı.. ben istememiştim çünkü aynı evde kalmak , o çalışmıyorken benim işe gitmem vs.. zaten evimi erkek kardeşimle paylaşıyorum çocuk kendini kötü hissettmesin istedim. ( iki çocuk da hem kardeşim hem sevgilim) Şimdi iş buldu, aynı sehirdeyiz.. Bir süre o ev bulana kadar beraber kalıyoruz.. Beni ilk günden daha çok seviyor, çok üstüme düşüyor, yani bu son biryıldır böyle, askerden geldiğinden beri.. Ama ben öyle hissedemiyorum.. Onu  seviyorum ama geçen bunca yıldan sonra aşktan öte duygularla, iyiliğini istiyorum ama onunla bir hayat düşünemiyorum , beraberken sıkılıyorum konusacak anlatacak birşey bulamıyorum. yaza evlenelim diyor elim ayağım titriyor hiç istemiyorum hiç düşünemiyorum kendimi, ( aslında ne onla ne başkasıyla ) daha sonra böyle düşündüğüm için suçluluk hissediyorum, üzülüyorum. Bu sefer yakınlık gösteriyorum ama zoraki oluyor ve bunu hissediyor..... Biryandan da 29 yasındayım hayatımın nerdeyse 3te1i onunla geçti .. çok iyi tanıyorum.. bütün hayatını şuan bana göre şekillendirmiş durumda..  Ayrıldığımda ya daha çok mutsuz olursam  ya çok özlersem ya ondan daha iyisini bulamazsam hatta ya hiç kimseyi bulamazsam vs duygularıyla gidip geliyorum .. Şöyle birsey de var benim hala ideallerim var yapmak istediğim seylerin ceyreğini bile yapamadım.. kariyer anlamında kişisel gelişim anlamında.. tezcanlıyım meraklıyım ama o tam tersii daha rahat sakin, ben dünyanın tüm sehirlerini görmek isterken o hersene aynı sehirde hiç sıkılmadan tatilini yapabilir mesela... ben hala kendimi nasıl geliştirebilirim hangi workshop hangi seminer var doktora mı yapsam ispanyolca mı öğrensem diye kendimle yarışırken onun hiç böyle bir yapısı yok.. bu tip durumları da düşündükçe ne yapacağımı bilemiyorumm ..
 

Gelecekte pişman olmaktan korkuyorum , onun çok mutlu bir ailesi varken benim yalnız başıma mutsuz bir hayatım olmasından korkuyorum .. ya da tam tersi onun tüm hayallerini yıkmak , mutsuz etmekten korkuyorum.. ama ben mutsuz bir insan olarak onu nasıl mutlu edebilirim ?  Bu düşünce çok mu klişe ? Benim yaptığım aşırı ilgiden kaynaklı bir şımarıklık mı ? Geçici bir süre ara vermek mi en doğrusu , kendimizi dinlemek belki özlemek.. o süreçte herseyi değerlendirmek.. ama bunu bile ona nasıl söylerim beni nasıl yanlış anlamadan kendimi ifade edebilirim ? bu yaşıma geldim hala bu konularda çözüm bulamıyorum .. Senin başına böyle birşey geldi mi ya da çevrende böyle bir duruma şahitlik ettin mi ? Sence ne yapmalım ?

Kusuru bakma lütfen , lafı çok uzattım farkındayım.. Bu kadar çok detaylı yazınca daha iyi ifade edebilirim diye düşünüyorum .. Belki de içimi döktüm sana , uzun zamandır kendimle konusuyorum çünkü.. Cok teşekkür ederim şimdiden, sevgiler...

Sinem 


Merhaba Sinem,

Guzel sozlerin icin tesekkur ederim. Uzun uzun yazmissin, icini dokmussun bana. Bu kadar ozel bir durumu, kafa karisikligini benimle ve bu blogun okuyuculariyla paylasman inan benim icin cok ozel, bunu baslamadan once belirtmek isterim.

Kafa karisikliginin, soru isaretlerinin birden fazla acmazi oldugu icin tek bir cevabi da yok. Hani testlerde olur ya d) HEPSi sikki, senin cikmazinin da oyle bir yapisi var. Biz kadinlarin kafa yapisi boyle cok bilinmeyenli denklem gibi, 1001 cesit soruyla dolu her zaman, o yuzden seni cok iyi anliyorum.

Sinem, 29 yasinda oldugunu soylemissin. Eger geleneksel bakis acisiyla bakarsak, aslinda cogu Turk kadinin secimler yapmak zorunda kaldigi ya da birakildigi, cogu zaman acele ettirilerek yanlis kararlar aldigi yaslar icindesin dolayisiyla bu kafa karisikliginin cok normal oldugunu oncelikle sana hatirlatmak isterim. Dolayisiyla emailinde bahsettigin vicdan muhasebeleri ya da -Acaba onun ilgisi mi beni simartti? gibi, kendine yuklenici, durumu daha da cikmaza sokacak dusuncelerden bence hemen uzaklasmalisin. Hayat, senin HAYATIN ve sen cok DEGERLiSiN! Kimseyi mutlu etmek adina kendi mutlulugunu harcamamalisin zira ileride buyuk odunler, tavizler vererek 1. siraya yerlestirdigin O, seni hayal kirikligina ugratabilir.

Mailini okurken yazdiklarinin bir kismina kadar bu olaya bakis acim sekillenmisken belli bir kismindan sonra fikrim tamamen degisti yani -Uzun uzun anlatirsam kendimi daha iyi ifade edebilirim diye dusundum. demen inanilmaz yerinde bir bakis acisi.

Simdi gelelim benim ikinizi de tanimadigim icin tamamen objektif olduguna inandigim kendi bakis acima. Onu  seviyorum ama geçen bunca yıldan sonra aşktan öte duygularla.. demissin. Burada bahsettigin ask; mide krampi, karninda kelebekler ucusmasi tarzinda bir asksa, bu tarz bir askin omru 6 ay. Esch Tobias ve Stefano George “The Neurobiology of Love” adli kitabında bunu harika aciklamis aslinda. Bilimsel olarak kanitlanmis bir cok arastirmaya gore; ASK diye bildigimiz sey ne psikolojik ne de duygusal, uzgunum ama sadece kimyasal. Simdi uzun uzun anlatmayayim ama Asik Veysel'in bahsettigi o meshur "Kavusamazsin ASK olur." sozu cok dogru. Cunku kavustuktan bir sure sonra asik oldugun kisiyi gordugunde hissettigin o mide kramplarinin yerini, senin de emailinde soyledigin; onun iyiligini, sagligini, mutlulugunu istemek gibi duygulara birakiyor. Haaa bu kotu bir sey mi? Benim kanaatime gore hic degil. Ancak o donusen duygulara aliskanlik, siradanlasmak gibi isimler takip bunun kotu bir sey olduguna kanaat getirerek, omur boyu 6'sar aylik donemlerden olusan onlarca ask yasamak isteyen kisiler de var hayatta. Sozum o ki; 8,5 sene sonra iliskinin basindaki duygulara sahip olmaman, donusmus bir takim farkli duygulari hissetmen gayet normal cunku "Ask'in Kimyasi" aynen bu sekilde calisiyor.

Iste mailinin bir kismina kadar sizin durumunuz hakkinda hissettigim tam da buydu. Gayet normal olan bir sureci cok kafana takip, sorguladigini dusunuyordum ancak okumaya devam ettikce bakis acim da farklilasmaya basladi.

Mesela yaza evlenelim mi? dediginde kendini onunla resmedememekten kaynaklanan panikle elinin ayaginin titremesi ya da beraberken konusacak bir sey bulamamaniz iste bu kisimlar beni biraz korkuttu zira o ASK denen sey donustugunde yerine gelen duygularda Arkadaslik, Muhabbet, Uyum sozun kisasi Iletisim cok ama cok onemli. Yani eger iliskinizde bu konularda bir eksiklik hissediyorsan bence kisa bir ara vererek sakin bir sekilde, vicdan muhasebelerine girmeden oturup dusunme vakti gelmistir. Onu karsina alip, 29 yasinda oldugunu ve kendini cok onemli bir donemecin basinda hissettigini, biraz tek basina kalip kendini dinlemek ve sorularina cevap bulmak istedigini soylersen seni anlayacagina eminim.

Umarim ikiniz icin de en dogru, en hayirli olan tercihi yapar cok mutlu olursun Sinem. Inan bana, bunu tum kalbimle ikiniz adina da evrenden istiyorum.

Sevgiler..

7 yorum:

  1. ben sineme bir yorum yapmak istiyorum: sinem ayrılıver o adamdan, ideallerinin uymaması, tatil planlarının aynı olmaması bir evlilikte berbat bir şey. evli ve çocuklu benden sana tavsiye. hem okulu uzattı demşsin, senin işin onunkinden iyise emin ol bu da bir sorun. okurken seni, onu sevdiğine dair bişey okumadım ben. ve de askerdeyken veya sonra ayda 1 konuşmuşsunuz, öyle sevgililik mi olur? bunlar benim düşüncelerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun, katkin icin tesekkur ederim!

      Sil
  2. Sinemin yazdıklarını okurken acaba farklı bir rumuzla ben mi yazdım diye düşündüm inanın. Benim yaşadığım ilişkiyle sineminkinde başından sonuna kadar herşey birebir aynı. Baştan herşey çok güzeldi. Sonra üniversite yıllarında zorunlu ayrılık ve mesafeler, sonra iş güç dertleri. Karakter olarak ta sevgilimle bir gram benzer yanımız yok. O her sene fethiyede yapsın ister tatilini ben dünyayı görmek isterim. O aksiyon filmi sever ben komedi. Kişisel gelişimle ilgili kursları o kayıp zaman olarak görür ben onlar için Fizana giderim. O pazar sabahı birde kalkar ben sekizde. Gram benzer noktamız yok. Ama o kadar iyi anlaşıyoruzki inanamazsın. Onun dinginliği benim tezcanlılığımı öyle bir dengeliyorki ben bile mutlu oluyorum bundan. Bende çok korktum başlarda, birbirimize benzemiyoruz ya hayat çekilmez olursa, ya durmadan kavga edersek diye ama korktuğum hiç olmadı allaha şükür. Bazen ben fedakarlık yaptım isteklerimden, bazen o takıldı benim peşime. Hatta bugün 15. yıl dönümümüz:)Fakat şöyle bir fark var. Ben onunla evlenip aile olmayı çok ama çok istedim. Bir isteksizlik yada çekimserlik olmadı hiçbir zaman. Oda hiç bana engel olmadı aksine destek oldu hep. Bence araya mesafe koymak yerine hayallerinden, gelecekte kendini görmek istediğin yerden, buna ulaşmak için feragat etmek zorunda olduğun şeylerden(mesela bir bebek istemeyebilirsin)ya da yürümek zorunda olduğun yoldan bahset. Belki o da seninle birlikte bu koşturmacanın içinde olmak istemeyebilir. Daha dingin bir hayat tercihi vardır belkide. Birbirinizi sevdiğiniz belli ki vazgeçemiyorsunuz hala zorluyorsunuz. Bence sevgili kimliklerinizden sıyrılıp sadece kendi çerçevenizden değerlendirin bu ilişkiyi. İkinizde. Sırf o istiyor diye kabullenme ya da erteleme. O da yapmasın. Bir ortak yolda buluşamıyorsanız bu iş bitmiş demektir zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok guzel yazmissin hayal-et! Ben de sevgi, saygi, guven gibi temel konularda saglam bir zemine oturmus fakat farkli karakterlere sahip ciftlerin cok daha dengeli bir iliski surdurdugune inaniyorum. Konuskan\Suskun, Tezcanli\Sakin onlarca cift var etrafimda mutlu bir iliskiye sahip. Katkin icin tesekkur ederim :)

      Sil
  3. bence arkana bile bakma bırak bu ilişkiyi..çünkü yazdıklarında aşk ile ilgili hiçbişey hissedemedimm...sen başka bambaşka bi hayat peşindesin ki yaşın daha bi sürü şey yapmana engel bile değil..29 yaş hiçbişey değil.mutsuz kangren bi ilişkidense özgürlüğünü seçmelisinnn...ve bu özgürlükk sana sürprizlerle dolu yeni yollar açacaktır unutma...
    sezinn

    YanıtlaSil
  4. Bu hikayeyi okurken kendimi buldum...4 buçuk yıldır süren bir ilişkim var.Bizde üniversite yıllarında tanışmıştık.Bu güne kadar iki çiftin yaşayabileceği herşeyi yaşadık.Zamanında gözlerim o kadar körmüşki varsa yoksa o idi.Sonra bana hataları oldu çok yıprandım ama bi takım zorunluluklardan dolayı kopamadım.Hem onunla hemde onsuz olmuyordu.Benim değişen tavırlarımla birlikte bu kez sevgisi ilgisi baskın olan o olmaya başladı.Ama benim için herşey zamanında güzeldi.Yaşanan erken olaylar,yapılan hatalar ilişkime olan bağlılığımı resmen kesti bıçak gibi.Geriye dönüp baktığımda biçok şey yaşanmış,arada onunla birlikte tanıdığım ailesi çevresi,artık benim ismimden sonra onunkinin gelmesi,herkesin bunu böyle bilmesi falan bitirmek demek hepsini silip atıp yeni bir hayat demek.Buna cesaretim yok.Aynen yazan arkadaşım gibi keşke demekten,dahada mutsuz olmaktan çok korkuyorum.Bana iyi davrandığı halde birşey hissedemediğim için suçlu hissediyorum kendimi.Bende ona ara vermeyi teklif ettim kabul etti ama acı çektiğini her fırsatta dile getiriyor.Kendimi dinlememe bile fırsat vermiyor.Bu azapla ne yapacağım bilmiyorum :(((

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Sinem,
    benim kişisel fikrim tamamen basit düşünmekten yana.
    Eğer bu adam çocuğunun babası olabilecek sorumlulukta, evlilikte sırtını dayayabileceğin biri ise ve sana güven veriyorsa devam diyorum. İnsanların yapacakları idealleri hiç bitmez. Bunların bir kısmını onlayken de yapabilirsin. Kaldı ki mükemmel erkek yok, mükemmel evlilik de yok. Çiftlerin benziyoruz, farklıyız kavramları pek birşey ifade etmiyor. Evlilikler çiftlerin birbirini tolere etmesi zaten. Alıştığın insanı sonra çok ararsın benden söylemesi:)

    YanıtlaSil